Büyük Menderes Deltasında Balık Ölümleri

0
142
menderes nehri
Büyük Menderes Deltasında Balık Ölümleri
Buraya Puan Verin

Büyük Menderes Deltasında Balık Ölümleri

Büyük Menderes Deltasında Balık Ölümleri, Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği yaptığı açıklamada Büyük Menderes Deltasında görülen toplu balık ölümleri ve sebepleri hakkında yaptığı açıklamayı sunuyoruz.

Ölümler Azmaklarda’da Görüldü.
Tarihin babası Herodot’un yaklaşık 2500 yıl önce “Uygarlıklar Vadisi” dediği bir bölgeyi son 30 yıl içinde ne hale getirdiğimizin resmidir bu.
Büyük Menderes’in son yıllardaki ekolojik sorunlarına bölge insanının da katkısı olsa, asıl sorunun kaynağı 584 km. boyunca etrafında şekillenen endüstriyel işletmeler ve OSB’ler’in arıtmasız atıkları, tarımda giderek artan zirai ilaçlamalar, evsel atıklar, biyolojik atıklar ve tüm bunların kahrını çeken, Türkiye’nin en önemli sulak alanlarının başında gelen Büyük Menderes Deltası.
“Yüzmeyi Büyük Menderes’in tertemiz sularında öğrendik, pamuk çapasında suyunu tülbentle süzer içerdik” diyen insanların hayatta olduğu düşünüldüğünde, Menderesi ne kadar kısa bir sürede günümüzdeki haline dönüştürdüğümüzü düşünmemiz gerekli.
Büyük Menderes Deltası’nda birkaç gündür devam eden tonlarca balık ölümünün, deltanın sınırları dışında da meydana geldiği tespit edildi.
Söke Ovası’nın kuzeyinde, menderes nehrinin yatak değiştirmesi sonucunda gölet şekline dönüşen ve yöre insanlarının azmak diye tabir ettiği gölet alanları bulunmaktadır. Hiçbir koruma statüsü bulunmayan bu azmaklar, Aşağı Büyük Menderes Havzası’ndaki yaban hayatının son yaşam alanlarıdır. Bu alanlar o kadar önemli türlere ev sahipliği yapmaktadır ki, başta su samurlarının, onlarca memeli türünün ve yüzlerce kuş türünün barınma, beslenme ve üremelerini sağladığı sulak alanlardır. Kurak geçen yıllarda bölgenin, çiftçinin ve yaban hayatının can suyunu sağladığı rezevr alanlarıdır. Azmaklar yağmur sularıyla beslenmekte ve zaman zaman kanallar vasıtasıyla Büyük Menderes Nehri’nden su verilmektedir.
Azmakların birinde yaptığımız araştırmalarda toplu balık ölümlerine rastladık.
Toplu katliam gibi duran ölümlerde, başta yöre insanlarının sarıbalık dediği sazan balıkları, kefaller, yılan balıkları, İsrail Sazanlarıyla dolu binlerce balığın öldüğü görüldü.
Parmak büyüklüğündeki balıklardan, yaklaşık 10 kg.’a ulaşan sazan balıklarına kadar, azmaklarda hiç tahmin edemeyeceğimiz büyüklükteki balıkların öldüğünü tespit ettik.
Bazı alanlarda sulama sularının alınmasıyla birlikte su seviyesinin düştüğü ve ölen balıkların kokuştuğu ve kurtlandığı tespit edildi.

Ölü balıkların olduğu alan şu anda bile yanına yaklaşılmaz bir haldedir.
Bilim danışmanımız, Adnan Menderes Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Serap BİRİNCİOĞLU’yla birlikte, ilk balıkların öldüğü menderesin içinde bir inceleme gerçekleştirildi.
Yaklaşık ana yol ile deniz arasındaki 6 km.lik mesafede suyun yüzeyinin tamamen balıklarla kaplı olduğu görüldü.
Rengi katran gibi simsiyah olan tahliye kanalı, bir kepçe tarafından açılarak, ölen balıkların çoğu menderes vasıtasıyla birlikte Ege Denizi’ne ulaştı.
Menderesin kıyısındaki sazlıkların aralarının balıklarla dolu olduğu görüldü. Duruma en çok üzülen yöre balıkçıları olduğu yüz ifadelerinden anlaşıldı. Balıkçının söyleyebileceği çok şey vardı ama söylediği tek şey “Burada balığın kökü kurudu” oldu.
Yaklaşık 20 kg.’a yakın uzun süredir görülmeyen yayın balıklarının da öldüğü görüldü.
Ulusal, yerel birçok basın ve medya kuruluşu meydana gelen balık ölümlerine ilgi gösterdi.
Balık ölümlerini yapılan canlı yayın ve haberlerle ülke gündemine taşıdı.
Yıllardır Menderesle ilgili projeler, ulusal ve uluslararası toplantılar, Havza Valiliklerinin yönetim planları yapıldı. Ne yazık ki bugün gelinen sonuca bakıldığında, durumun dünden daha kötüye gittiğini göstermektedir. Biz sadece ölen balıkları görebiliyoruz. Buradaki ekosistem içinde neleri kaybettiğimizin belki de farkında bile olamayacağız. Bölgenin ekolojisi büyük bir yara almıştır. Bunun sorumluları mutlaka bulunmalı ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Uluslararası sözleşmelerle koruma altında bulunan Büyük Menderes Deltası’nın biyolojik çeşitliliğine zarar veren dış kaynaklı atıkların ve kirliliğin nedenlerinin araştırılarak, çevreyi kasten kirleten kişi ve kurumların cezalandırılması için Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yaptık.
Belki bu bölgenin insanı hiçbir zaman mendereste bir daha yüzemeyecek, suyunu süzerek içemeyecektir. Hiç olmazsa bu ekosistem içinde yaşayan canlıları yaşatmanın, insan sağlığını yakından ilgilendiren temiz bir suyla çiftçilerin ürünlerini üretmesini ve Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda Biyolojik Çeşitliliğin sürdürülebilir olmasını sağlayabiliriz. Sorun da belli, çözüm de… Bunları uygulayacak ve uygulatacak sorumluları göreve davet ediyoruz.